İskele Mah. Akçam Cad. No:32/4 Altınoluk - Edremit / Balıkesir Hergün 08:30 - 00:00 0 266 205 00 00

Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi

Estetik cerrahi kişinin dış görünüşündeki problemleri gidererek daha mutlu, daha kendine güvenli, çevresiyle ve kendisiyle daha barışık olmasına yardımcı olur. Elbette mutluluk ve kendine güven sadece estetik güzellikle olmaz, ancak çok önemli faktörlerden biridir.

Botox

Estetik cerrahide sıkça kullanılan yöntemlerden bir tanesidir. Göz çevresinde, alında, burun kenarlarında, kaşların orta kısmında, dudak çevresinde ve boyun bölgesinde oluşan çizgilerin giderilmesinde etkili bir çözüm olan botox, botilinum toksinin sorunlu bölgelere enjekte edilmesiyle gerçekleştirilen bir işlemdir. Sık kullanılan mimik kaslarının yol açtığı çizgiler ve yaşın ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkan kırışıklıklar için, peeling ve doldurma gibi işlemler de yapılabilmekte, ancak botox yöntemi kadar etkili olamamaktadır. Botox birkaç dakikada tamamlanan bir işlemdir. Aynı zamanda, uygulama esnasında kullanılan enjeksiyon iğneleri oldukça ince uçludur ve acı vermez.

İşlem sonrası 2 gün içerisinde olumlu etkileri gözlemlenmeye başlanır ve 3 ay süreyle de etkisini devam ettirir. Botox 3 ayda bir uygulanabilen, geri dönüşlü bir tedavi yöntemidir. Botox ile yapılan enjeksiyon sayesinde mimik kasları gevşeyerek, cilt kırışıklıkları kaybolur. Botox, mimik kaslarındaki gevşemeyi, uygulanan bölgedeki kasları ve sinirleri bloke ederek sağlar. Botox uygulaması için kırışıklıkların derinleşmesini beklemeden, derhal ince çizgilere uygulama yaptırarak, ince çizgilerin yerleşmesini engelleyebilirsiniz.

Uygulaması sonrasında, işlemin yapıldığı bölgede her hangi bir kızarıklık meydana gelmemektedir. Hamile ve emzirme döneminde olan kadınlar dışında hemen herkese güvenle uygulanabilecek en hızlı ve etkili kırışık giderme tedavisidir.

 

Migrende botoks tedavisi

Baş ağrısı toplumda en sık görülen hastalıklardan birisidir. Nöroloji doktorlarına müracaat eden her 3-4 hastadan birinin yakınması baş ağrısıdır. Neredeyse herkes yaşamı boyunca en az bir kez baş ağrısı yaşar. Bu sebeple baş ağrısı aslında herkesi ilgilendiren bir sorundur.

 “Zonklayıcı”, “Baş içinde ateş topu varmış” hissi yaratan bir ağrı olan;  çoğu zaman bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı aşırı hassasiyet ile birlikte gelen migren, yaz mevsimine denk gelen Ramazan ayında daha fazla endişeye sebep oluyor. Çünkü sıcak, uzun süre aç ve susuz kalmak, uyku düzenindeki değişiklikler en önemli migren tetikleyicileri arasında yer alıyor.

Baş ağrısı çeşitleri

Baş ağrıları genel olarak nedenlerine göre primer (nedeni bilinmeyen) ve sekonder (belirli bir nedene bağlı olanlar) olarak sınıflandırılıyor.  

Migren nedir?

Nedeni bilinmeyen baş ağrıları içinde en yaygın olanı ise migrendir. Yıllık migren atak oranı erkeklerde %6-8, kadınlarda ise %15-18 arasındadır. Yani kısaca, ülkemizde her 6-7 kişiden biri migren hastasıdır. Migren kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 3 kat daha fazla görülür. Migren sıklığı yaşlı popülasyonda azalmakta olup en sık görüldüğü yaşlar ise 35-45 arasıdır.

Migren belirtileri nelerdir?

Krizler yani ataklar halinde gelir.

Ataklar 4-72 saat arasında sürer.

Genelde ağrı başın tek tarafındadır.

Ağrı zonklayıcı özelliktedir.

Orta veya şiddetlidir.

Bulantı ve/veya kusma olur.

Auralı tiplerinde ağrı başlangıcında görsel bulgular (kırık ışıklar, görme bozuklukları, bulanık görme gibi) olur.

Baş hareketleri ve günlük fiziksel aktiviteyle ağrı artar.

Işıktan ve sesten rahatsız olunur.

Migren çeşitleri

Migren değişik şekillerde sınıflandırılabiliyor. Ortaya çıkış şekillerine göre aurasız migren ve auralı migren olarak ikiye ayrılıyor. Tüm migrenlerin yalnızca yüzde 10’unun auralı olduğu biliniyor.
 
Aura nedir?

Aura’yı ön belirtili olarak açıklayabiliriz. Bu belirtilerin çoğu görmeyle ilgilidir. Hasta ağrısı başlamadan genellikle 15-45 dakika kadar önce parlak ışıklar, zigzag çizgiler gördüğünü ya da görmenin bulanıklaştığını, bir alanda veya bir bölgede görme kaybı olduğunu söyler. Daha az olarak ise aura döneminde kolda, bacakta uyuşma, baş dönmesi, konuşmayla ilgili bozukluklar da görülür. Bu durum 20–30 dakika sürer ve ardından ağrı başlar.

Migren ayrıca görülme sıklığı ve atak sayısına göre de sınıflandırılır. Atak durumuna ve ağrı sıklığına göre migren ikiye ayrılır. Bunlardan birisi epizodik migren, diğeri de kronik migrendir.

Epizodik migren: Daha aralıklı ataklarla gelen migrendir. Epizodik migren oranı her iki cinste de daha yüksektir.

Kronik migren: Kronik migren denebilmesi için ise o hastada son 3 aydan beri ayın en az yarısında, yani 15 gün ve üzerinde ağrılı dönem olması, bu ağrıların en az 8’inin migren özelliği taşıması gereklidir. Ağrı sayısı bunun altında ise o zaman epizodik migren olarak adlandırılır.  Tüm migrenin % 7-8’ini kronik migren oluşturur. Ortalama oran söylemek gerekirse kronik migrenin tüm toplumda görülme sıklığı %1-2’dir.

Migreni tetikleyen nedenler nelerdir?

Migren ortaya çıkarken bunu tetikleyen bazı faktörler de söz konusudur. Bunların bir kısmı önlenebilir olduğundan migren ağrısı olan bir kişi kendi ağrılarını neyin tetiklediğini saptayabilirse belki de bazı atakları tamamen önleme şansına kavuşabilir. Bunlar içinde özellikle çok fazla miktarda yiyecek suçlanır.

Migreni tetikleyen yiyecekler

En çok suçlananlar ise; çikolata, kabuklu kuruyemişler, baharatlar, deniz ürünleri, bazı gıdalara konulan aspartam gibi katkı maddeleri, peynir, salam, sucuk, sosis, hatta bazı hastalarda kimi meyve ve sebzelerdir. Bu liste uzayabilir ancak her hastada migren ağrısını artıran yiyecek farklı olabilir. Önemli olan kişinin ağrısını tetikleyen nedeni kendisinin bulup buna karşı önlem almasıdır. Yiyecekler dışında; uyku düzenindeki değişiklikler (uyku azlığı ya da fazlalığı), hava kirliliği, sigara dumanı, aşırı fiziksel ve zihinsel yorgunluklar, yüksek ses ve gürültülü ortamlar, parfüm kokusu ya da diğer kokular, mevsimsel değişiklikler (özellikle ilkbahar ve sonbahar) ve hava değişiklikleri (sıcaklık ve nem değişikliği, lodos, aşırı sıcak veya soğuk), açlık ve öğün atlama, stres, stres sonrası dönem (hafta sonu ya da tatil), anksiyete, endişe, depresyon, doğum kontrol hapları gibi önlenebilir birçok faktör sayılabilir. Ayrıca kadınlarda hormonal nedenler (regl dönemleri gibi) migreni tetikleyebilir. Kadınlarda migrenin daha fazla olması, menstruasyon dönemlerinde atakların artması, hamilelikte göreceli de olsa atak sayılarında azalma olması, doğum kontrol hapı kullananlarda atakların artması ve menopozdan sonra bazı hastalarda ağrıların kaybolması, hormonların migren oluşumundaki etkilerini gösterir.

Migrende Botoks tedavisi

Migren bilindiği gibi insanların yaşam kalitesini ve günlük aktivitelerini belirgin şekilde etkileyebilen bir hastalıktır. Yıllardan beri migren hastaları, atak sırasında alınan ya da atakların gelmesini önlemeye yönelik (proflaktik) değişik ilaçlar kullanır ancak son yıllarda daha çok gündeme gelen Botoks tedavisidir. Ülkemizde bu toksini içeren botoks ve dysport isimli iki preparat bulunur. Kronik migrenin proflaktik tedavisinde botoks, Sağlık Bakanlığı tarafından da ruhsatlandırılmıştır.  

Botoks migren tedavisinde nasıl kullanılmaya başlandı?

Yüzdeki kırışıklıkları yok etme amacı ile ‘botulinum toksini’ (botoks) yaptıran migrenli hastaların baş ağrılarının azaldığının fark edilmesi, migren tedavisinde botoks kullanımının yolunu açtı. Yapılan araştırmalar 3 aydan fazla bir süre boyunca, ayda 15 ya da daha fazla gün, migren karakterinde baş ağrısı olarak tanımlanan kronik migren tedavisinde botoks uygulamasının etkili olduğu gösterdi. Bu etkinin, botoks’un, sinir sonlanma bölgelerinde bazı nörotransmitterlerin salınımını engellemesi yoluyla inflamatuvar ağrıyı önlemesinden kaynaklandığı düşünülüyor.

Botoks tedavisi migren hastalarına nasıl uygulanıyor?

Botoks, migren tedavisinde alın, şakaklar, ense ve boyun bölgelerinde belirli noktalara derialtına iğne ile verilerek uygulanır. Çoğu durumda uygulamaların etkisi yaklaşık 3-6 ay süreceğinden tedavinin devamı için tekrarlanması gerekir.

Terleme tedavisi

Terleme normal şartlar altında bedenin kliması olarak nitelendirebileceğimiz, vücudun sıcaklığı ayarlamak amacıyla oluşturduğu bir fonksiyondur. Beynimizdeki ısı düzenleme merkezi ter bezlerine sinyal göndererek bezlerin çalışmasına ve terin çıkmasına neden olur. Deri vasıtasıyla dışarı atılan ter ise tıpkı bir klima gibi bedenimizi soğutur.

Tüm bu fonksiyonun çalışması, fiziksel aktivitelere, hava sıcaklığına, hormonal aktiviteye bağlı olarak gelişebilir. Ayrıca heyecan, kızgınlık veya stres gibi duygusal dalgalanmalarda da bu sistemin çalıştığını gözlemleyebiliriz. Fakat bazı durumlarda ter bezlerinin aşırı derecede uyarılması sonucunda terleme fonksiyonu olması gerektiğinden fazla çalışır. Bu da sosyal konumu zedeler ve kişilerin özellikle kendine olan güvenlerinin kaybolmasına neden olur. Koltuk altı ve ayak tabanındaki terleme, bakteri üretimini hızlandırarak kokunun oluşmasına ve bireyleri sosyal yaşantıları içerisinde rahatsız etmeye başlar. Ayrıca giysilerin üzerinde belirgin halde oluşan terleme izleri de yine aynı şekilde birtakım görsel problemlere neden olur.

Terleme sorunu yaşam kalitesini düşürüyor

Terleme sorunu, pek çok kişi için hem iş hayatı hem de özel hayatı etkileyen, kişinin kendine olan güvenini azaltan çok ciddi bir sosyal yaşam sorunudur. Bu rahatsızlığa sahip olan kişiler; toplumda rahat hareket edemediklerini, insanların ellerini sıkamadıklarını, kıyafet seçimi konusunda özgür olamadıklarını, istedikleri ayakkabıları rahat bir şekilde tercih edemediklerini dile getirirler. Bu şikayetlere bağlı olarak da kişinin yaşam kalitesi düşerken, psikolojisi ise olumsuz yönde etkilenir.

10 dakikada botoks ile terleme tedavisi!

Bu sorun için en ideal tedavi seçeneklerinden biri olan botoks ile terleme tedavisi yalnızca 10 dakika sürmektedir. Hiçbir yan etkisi olmayan, ameliyatsız ve kansız bir şekilde gerçekleştirilen bu işlem sonrasında hemen günlük yaşama dönülebilir.

Terleme tedavisi için kullanılan botoks nasıl etki göstermektedir?

Botoks uygulaması, ilgili bölgedeki sinir iletimini geçici bir süre durdurmaktadır. O bölgede ter oluşumuna neden olan kolinerjik sinirler etkisiz bir hale geleceği için terin üretilmesi ve dışarıya atılmasının önüne geçilmiş olur.

Botoks ile terleme tedavisi nasıl bir işlemdir?

Koltuk altı terlemesi için yapılacak işlemler oldukça konforlu ve ağrısızdır. El ayası ve ayak tabanı bölgelerine yapılacak terleme tedavilerinde ise gerekli olması durumunda ağrı kesici kremler kullanılmaktadır. Uygulama sonrasında herhangi bir ilaç kullanılmaz ve pansuman gerekmez.

Terleme tedavisi için kulanılan botoks ne zaman etki etmeye başlar?

Botoks, etkisini 3 ila 7 gün arasında gösterir. Bu süre içerisinde ilgili bölgede terleme tamamen durmaktadır.

Botoksla terleme tedavisinin etkisi ne kadar sürer?

Botoks etkisi 3-6 ay sürdüren bir ilaçtır; fakat terleme tedavisinde kullanılan botoks uygulamalarının etkisinin 1 yıla kadar sürdüğü görülmüştür.

Botoks terleme tedavisinin olumsuz yönleri var mıdır?

Botoks ile terleme tedavisinin yan etkisi bulunmamaktadır. Bu işlem yapıldıktan sonra yılda 1 kez tekrar edilmelidir. Bu bir dezavantaj olarak düşünülse de; botoks ile terleme tedavisi, diğer tedaviler ile karşılaştırıldığında; 10 dakika içerisinde gerçekleştirilebiliyor ve ameliyat gerektirmiyor olduğu için bu dezavantaj önemsenmeyebilir.

Botoks ile terleme tedavisi sonrasında denize girilebilir mi?

İşlemden hemen sonra günlük yaşamınıza dönmenizde hiçbir sakınca olmadığı gibi, yine hemen denize ya da havuza girebilirsiniz.

 

PRP

PRP kişinin vücudundan küçük bir miktar kan alındıktan sonra kanın özel bir işlem ile plazmasının ayrıştırılarak, vücuda enjeksiyon yoluyla geri verilmesi işlemidir. Elde edilen plazma, “platelet” denilen hücrelerden oldukça zengindir. Vücuttaki temel görevi kanın pıhtılaşmasını sağlamak olan plateletler, içerdikleri büyüme faktörleri sayesinde yara iyileşmesinde önemli role sahiptir. Kozmetik dermatolojide cilt gençleştirmenin yanı sıra yara izleri, çatlakların giderilmesi, saç dökülmesi ve ortopedi tedavisinde de kullanılan PRP tedavisi, vücuda herhangi yabancı madde veya ilaç vermeden tamamen doğal bir gençleşme sağlar.

 

Örümcek ağı ile yüz germe

Örümcek ağı estetiği ameliyatsız yüz germe, canlandırma ve form kazandırma işlemidir. Yer çekimine ve ilerleyen yaşa bağlı olarak zaman içinde oluşan ince çizgiler, aynı zamanda kötü hava koşulları, sağlıksız beslenme ve sık kilo alıp vermeye bağlı olarak, daha da derinleşmeye başlar. Tüm bu süreç özellikle yüz bölgesinde sadece çizgilerin oluşmasına değil, aynı zamanda yanakların ve gıdığın sarkmasına, yüzün giderek ovalleşmesine neden olur. Yüzünüzdeki değişimi eski resimlere bakarak çok daha net bir şekilde anlamaya başlarsınız. Örümcek Ağı Tekniği işte bu noktada estetik cerrahiye alternatif, ameliyatsız yüz gençleştirme uygulaması olarak cildinizdeki olası sorunları çözümlemenize fayda sağlar..

 

Blefaroplasti – Göz Kapaklarının Estetik Ameliyatı

Yaşlanma, yerçekimi ve genetik faktörlerin etkisiyle alt ve üst göz kapaklarında kişiyi daha yaşlı, yorgun ve uykulu gösteren birtakım değişiklikler ortaya çıkar. Torbalanmış yağ dokularının alınması, sarkmış deri ve kas dokusunun çıkarılması kişiye daha dinç ve genç bakışlar kazandırır.

 

Kaş Kaldırma Ameliyatı

Kaşların dış-uç 1/3 kısmının kaldırılması kişiye daha çekici ve dinamik bir görüntü kazandırır.

 

Kulağın Estetik Operasyonları

En sık rastlanan doğumsal kulak deformitelerinin başında kepçe kulak gelir. ıdeal olan çocuk okula başlamadan hemen önce yapılmasıdır. Erişkin dönemde de yapılabilir. Ameliyat kesisi kulağın arkasında olduğundan herhangi bir iz görülmez.

 

Diğer Operasyonlar

Sağlık Bakanlığı tarafından tıp merkezlerinde yapılmasına izin verilen tüm cerrahi işlemler yapılmaktadır.

 

Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi kliniği SGK ile anlaşmalıdır.